Anasayfa > Teknik Kategori > Akademik > Makale Saati > Literatür Tarama > KPR’de Göğüs Basısı ve Kurtarıcıya Bağlı Faktörler
cpr rescuer

KPR’de Göğüs Basısı ve Kurtarıcıya Bağlı Faktörler

KPR günlük pratiğimizde defalarca yaptığımız, çoğumuz için artık otomatikleşmiş bir uygulama. KPR süresince karar veren mekanizma olarak oldukça yüksek miktarda zihinsel efor harcasak da unutulmaması gereken bir başka yönü de KPR’nin fiziksel boyutu.

Tüm uygulayıcıların bildiği gibi de devamlı göğüs basısı oldukça yorucu bir aktivite. KPR sertifikası veren SureFire isimli bir şirketin iddiasına göre 15 dakikalık KPR uygulaması sonucunda ortalama 165 kalori yakılıyor (1). British Heart Foundation’ın internet sitesindeki hesaplamalara göre 30 yaşında 80 kg ağırlığında birinin 15 dakika ağırlık kaldırarak 120 kalori, 3 km koşarak ise ancak 140 kalori yaktığını düşünürsek KPR oldukça iyi bir egzersiz gibi gözüküyor.

Klinik Araştırmalar

Küpper, 1995 ACLS kılavuzu önerilerine göre yapılan KPR ile 2010 kılavuzuna göre yapılan KPR’yi karşılaştırdığı yazısında (2), 2010 önerilerine göre yapılan KPR’de istirahat kalp tepe atımının 83,0 ±11.3’den 109,9 ± 12,6’ya çıktığını (p=0,0004)  bildiriyor. Bu kadar yoğun bir fiziksel aktivite olan KPR ile ilgili kurtarıcının tükenmesi, göğüs basılarının kalitesinin zaman ilerledikçe azalması gibi konseptlere zaten ACLS kılavuzlarında da değinilmekte. 2010 kılavuzunun en önde tuttuğu kurtarıcı öneri göğüs basısı olunca da yıllardır göğüs basılarının kalitesini ve KPR’yi etkileyen faktörler üzerinde oldukça fazla araştırma yapılmış. Mevcut çalışmalardan dikkate değer bazıları incelendiğinde ilginç sonuçlar çıkıyor.

Lucia ve arkadaşlarının 1999’da yaptıkları bir çalışmada (3) 14 fiziksel olarak aktif ancak tecrübesi olmayan kişiden oluşan bir grup ile sedanter yaşayan 14 profesyonel KPR uygulayıcısından oluşan bir grup göğüs kompresyonu performansı açısından karşılaştırılmış. Manken üzerinde yapılan 18 dakikalık KPR uygulanmasının ardından şaşırtıcı bir sonuç görülmüş. Profesyoneller grubundan 4 kişi kollarındaki ağrı ve dispne nedeniyle 18 dakikayı tamamlayamazken daha önce hiç KPR eğitimi almamış 14 kişi de 18 dakikayı tamamlayabilmiş. Günlük pratikte en az 30 dk KPR uygulandığını ve hatta hipotermik hastalarda bu sürenin daha da uzun tutulabildiğini düşündüğümüzde bu profesyonel KPR uygulayan herkesin belirli bir form seviyesinde olması gerektiğini destekler gibi gözüküyor.

Göğüs basılarının kalitesi ACLS’nin tanımladığı kriterleri tuttursa da tecrübesiz olan grupta bası derinliğinin daha az ancak yine de standart olan 38-51 mm arasında olduğu görülmüş.

Metabolik değerlere bakıldığında laktat seviyeleri arasında fark görülmemiş. 2 grup arasında VO2 ve kalp hızı arasındaki farka bakıldığında fiziksel olarak aktif grupta bu değerlerin daha düşük olduğu tespit edilmiş. Dolayısıyla bu veri yorgunluk olmadan daha uzun süre göğüs basısı yapabilecek durumda oldukları şeklinde yorumlanmış.

Bridgewater ve ark. bir çalışmasında (4), ilerleyen yaşın KPR’ye verilen fiziksel yanıta olan etkisi araştırılmış. Buna göre 10 dakikalık KPR sonrasında kurtarıcıların kalp hızı ve ritminde, kan basıncında ve Borg skoruna göre hesaplanan fiziksel tükenmişlik seviyelerinde yaşa göre anlamlı bir fark görülmemiş. Yani ilk 10 dakikada kurtarıcıların fiziksel tükenmişliği yaşa göre değişmiyor. Ancak, Vittinghus’un kısa süre önce yayınlanan 2015 tarihli araştırmasında (5) 6 dakikalık devamlı göğüs basısı uygulamasının son iki dakikasında 50 yaş üzeri kurtarıcıların göğüs basısı derinliğinin azaldığını bildirilmiş. (41 ± 13 mm’ye karşı 48 ± 10 mm, p < 0.05).

Ock ve ark. 2011 tarihli bir çalışmalarında (6) manken üzerinde yapılan 5 dakikalık göğüs basısı sonrasında, efektif basıların ilk dakikada %78,8; ikincide %57,2, üçüncüde %43,4, dördüncüde %36,5 ve beşinci dakikada ise %28 olduğu görülmüş. Kurtarıcıların cinsiyeti, yaşı, boyu ve ağırlığının bası kalitesine etkisi olmadığı ancak çoklu regresyon analizlerine göre tek ve en önemli belirleyici faktörün kas gücü olduğu bildirilmiş (R2=%49,4; P<0.05).

Roh ve ark. bir çalışmasında (7) 102 hemşirelik öğrencisi üzerinde yapılan değerlendirmeye göre doğru göğüs basısı (50–60  mm) yapan kişilerin daha yüksek vücut ağırlığı olduğu (t = −2,02; P = 0,046) ve beden kitle indekslerinin (BKİ) daha çok olduğu (t = −2,19; P =0,03) bildirilmiş.

López-González’in araştırmasında (8) ise 63 kurtarıcının manken üzerindeki 20 dakikalık KPR performansları incelendiğinde kadın kurtarıcıların tükenme eşiği daha düşük gibi görülürken, BKİ göre düzeltildiğinde farkın ortadan kalktığının, göğüs basılarının kalitesi için asıl belirleyici olanın BKİ ve form düzeyi olduğunun altı çizilmiş.

Sanchez, araştırmasında (9), 72 kurtarıcıdan BKİ ≥ 23 kg/m2 olanlarının 2 dakikalık KPR’de göğüs basılarının kalitesini istenen sınırlar içerisinde tuttuğunu, BKİ < 23 kg/m2 olanların ise ilk dakikada %80’ini, 2. dakikanın sonunda ise ancak %30’unu efektif yapabildiğini bildirmiş .

Hasegawa’nın bir çalışmasında ise (10) 10 erkek, 8 kadın hemşire üzerinde yapılan değerlendirmede, kurtarıcının ağırlığı azaldıkça 1. dakikadan sonraki göğüs basılarının 5 cm’den daha az olduğu bildirilmiş ve BKİ düşük olan kurtarıcıların KPR uygulamasında her 1 dakikada değişmeleri önerilmiş.

Russo’nun 2011 yılındaki yazısında (11), 40 kurtarıcının ergospirometri ile ölçülen form seviyeleri ve BKİ daha yüksek olanların daha derin ve daha hızlı göğüs basısı yaptığını bildirmiş. Diğer çalışmalarda farkı olarak form seviyesi ölçümünü üst ve alt vücut yarımına göre ayrı ayrı yaparak, göğüs basısı kalitesi için üst vücut yarımının gücünün daha önemli olduğuna değinmiş.

Bu çalışmalar bize ne diyor?

Verileri gözden geçirdiğimizde çok yüksek kanıt düzeyiyle olmasa da yaş ilerledikçe göğüs basısı kalitesinin ve uzun süreli KPR performansının azaldığı, cinsiyet ve yaştan ziyade BKİ, kas gücü ve aerobik aktivitenin dahil edilebileceği fiziksel form durumunun efektif göğüs basısı için daha belirleyici olduğu söylenebilir.

Tıp uygulayıcıları için henüz bilimsel yeterlilik ölçümünün bile standartlara bağlanamadığı ülkemizde, acil tıp uygulayıcıları için gerekli minimum fizik kondüsyon seviyesinin aranması söz konusu değil gibi gözükse de KPR’yi efektif bir şekilde daha uzun yıllar yapmaya devam edebilmek için olduğu kadar sağlıklı bir yaşam için de form durumumuzu daha üst seviyelere çıkarmayı amaçlamak çok da kötü bir fikir değil.

Serkan Hocamız’ın yazı dizisinde detaylı olarak incelediği göğüs kompresyon cihazlarının kullanılması belki bu insan faktörünün yarattığı değişkenlik nedeniyle uzun süreli, efektif bir KPR için makul olabilir.

Sonuç

Göğüs basısının kalitesi ile kurtarıcının özellikleri arasındaki ilişki incelendiğinde, kurtarıcıların yaşı, cinsiyeti, eğitim seviyesi ve tecrübesi, formu, BKİ gibi faktörler arasında en önemli değişken BKİ gibi görülüyor. Tam olarak tanımı ve  ölçümü yapılamayan, minimum düzeyi belirtilemeyen fiziksel form seviyesi de oldukça önemli sayılabilir. Göğüs basısında standardı yakalamak için mekanik kompresyon cihazlarının kullanımı kurtarıcıya bağlı değişkenlerin etkisini bertaraf edebilir.

Referanslar:
  1. http://www.surefirecpr.com/blog/cpr-research-statistics-facts/
  2. Küpper, T., et al. “Workload during cardiopulmonary resuscitation.” International archives of occupational and environmental health 88.2 (2015): 175-184.
  3. Lucia, Alejandro, et al. “The importance of physical fitness in the performance of adequate cardiopulmonary resuscitation.” CHEST Journal 115.1 (1999): 158-164.
  4. Bridgewater, Franklin HG, Karen J. Bridgewater, and Christopher J. Zeitz. “Using the ability to perform CPR as a standard of fitness: a consideration of the influence of aging on the physiological responses of a select group of first aiders performing cardiopulmonary resuscitation.” Resuscitation 45.2 (2000): 97-103.
  5. Vittinghus, Svend, et al. “Does the age of medical emergency technicians influence the quality of chest compressions.” Scandinavian Journal of Trauma, Resuscitation and Emergency Medicine 23.Suppl 1 (2015): A9.
  6. Ock, Sun-Myongs, et al. “Influence of physical fitness on the performance of 5-minute continuous chest compression.” European Journal of Emergency Medicine 18.5 (2011): 251-256.
  7. Roh, Y. S. and Lim, E. J. (2013), Factors influencing quality of chest compression depth in nursing students. International Journal of Nursing Practice, 19: 591–595. doi: 10.1111/ijn.12105
  8. López-González, Ángel, et al. “Sex differences in the effort indicators during cardiopulmonary resuscitation manoeuvres on manikins.” European Journal of Emergency Medicine 22.1 (2015): 62-65.
  9. Sánchez, Baltasar, et al. “Low compliance with the 2 minutes of uninterrupted chest compressions recommended in the 2010 International Resuscitation Guidelines.” Journal of critical care (2015).
  10. Hasegawa, Tomoyuki, et al. “Relationship between weight of rescuer and quality of chest compression during cardiopulmonary resuscitation.” J Physiol Anthropol 33 (2014): 16.
  11. Russo, Sebastian G., et al. “Impact of physical fitness and biometric data on the quality of external chest compression: a randomised, crossover trial.” BMC emergency medicine 11.1 (2011): 20.
Print Friendly

Yazarın diğer yazıları da belki ilginizi çeker

vertgorsel

Periferik Vertigo ve Stroke ayrımı: HINTS muayenesi

Akut vestibüler sendrom (AVS) saniyeler veya saatler içerisinde başlayan baş dönmesi, bulantı-kusma, denge kaybı, nistagmus …

Siz de bu yazıya bir yorum yapın