Anasayfa > Akademik Kategori > Uçakta Doktor Yok Mu?

Uçakta Doktor Yok Mu?

Merhabalar…

Bugün sizlerle biraz da ısınan havaların etkisiyle ve tatil modunun kan dolaşımındaki yerini almasıyla farklı bir konuyu paylaşacağız. İlham aldığımız makalelere buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Yazımızın tamamını okumanızı ummakla birlikte zamanı olmayan okurlarımız yazımızın sonunda sıralanan maddelere göz atabilirler.

İyi okumalar…

Herşey güzel , hava fazlasıyla sıcak, artık tatil zamanı. Herşey hazır, havalimanına zar zor yetişildi, bavulunuz verildi, check in tamam. Hep olduğu gibi uçak içindeki anonslar sizin ayakta uzun süre beklemenize engel olamadı ve sonunda her zamanki gibi pencere kenarındaki koltuğunuzdasınız. Yanınıza da kimse oturmadı. Harika. Ama üç sıra önünüzdeki yolcu sürekli öksürüyor ve mesleki olarak ilginizi çekmiyor değil . Acaba ne hastalığı var , bana da bulaşır mı, tatilde hasta olmasam bari diye düşünmeden edemediniz. Kemerler bağlandı, aygıtlar kapandı, uçak havalandı bile. Artık nöbet sonrası uykumu rahat rahat alabilirim dediniz ve başınızı yasladınız. Tatil için hep gitmek istediğiniz yere doğru yoldasınız, birşey unuttum mu acaba diye düşünüyordunuz ki tam o sırada önünüzdeki o öksüren yolcunun kötüleştiğini duyuyorsunuz. Bir anons.

-Sayın yolcularımız, aranızda bir doktor varsa kendisini kabin ekibine tanıtması rica olunur.

Uçakta doktor  mevcudiyeti sorgulanıyor. İhtiyaç aşikar. Zihin çalışmaya başlıyor. Hastanede değilsiniz yerden metrelerce yüksektesiniz, dinamikler çok farklı, teknik imkanlarınızın hastanedeki gibi olma şansı yok.  Acil tıp uzmanlık alanınız ama yapabilecekleriniz fazlasıyla kısıtlı ya solunum dinamikleri havalanan bir uçakta farklı ise hasta yönetimi nasıl olmalı? Yok canım! Diyelim ki müdahale ettim olası komplikasyonu nasıl yönetilebilir ki? Uçakta insan vücudu ile ilgili ne değişir ki?

Hadi başlayalım…

Normal ticari uçuşlar troposfer ve stratosfer arasında yaklaşık 32.000 -45.000 feet arasında gerçekleşmektedir. Troposferin üzerinde uçaklar daha pürüzsüz bir şekilde daha az türbülans ve kötü hava koşullarını tecrübe ederek uçabilmektedir. Biz yolcular ise yüksek irtifadan kaynaklanan atmosferik durumlardan basınçlı bir kabin ortamı ile korunmaya çalışılmakta.

Bahsedilen bu yüksekliklerde basınç yaklaşık olarak 0,2-0,3 atm’dir. Bunu dengelemek için kabin ne kadar basınçlı olursa olsun bu basınç deniz seviyesindeki basınç ile aynı seviyede değildir ki böyle olması uçakların kabul edilemez derecede ağır ve yapımları için oldukça pahalı olması ile sonuçlanacaktır. Uçak kabinleri tipik olarak 6000-8000 feet yükseklik aralığında basınçlandırılmışlardır.

Uçak kabinindeki bu basınç  düşüklüğü kabin içindeki solunan havadaki parsiyel oksijen basıncında azalmaya neden olur ve bu da özellikle kalp ve akciğer hastaları için ek sorun oluşturabilir. Düşen parsiyel oksijen basıncı, hafif hipoksemi ve buna bağlı olarak oksijen saturasyonunda azalma ve ılımlı bir kompansatuar hiperventilasyon ve taşikardi ile sonuçlanabilir. Sağlıklı bireylerde dahi arteriyel oksijen satürasyonunda %3-5′ lik bir azalma bu nedenle görülebilir ki uçakta müdahale eden sağlık personeli bu durumun farkında olmalıdır. 
Boyle yasası : Gaz hacmi, ısı ve kütle sabit tutulduğunda basınç ile ters orantılıdır. Yani uçakta azalan basınç insan vücudunda kapalı gaz içeren kompartmanlarda hacim artışına neden olabilir.

Barotitis Media

Üst solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak enfeksiyonları, kronik efüzyonlar veya allerjiler nedeni ile östaki tüpü konjesyonu ile ilgilidir. Kalkış ve inişlerde kulak ağrısı ile sonuçlanır. Timpanik membran perforasyonuna neden olabilir.

Östaki tüpünü açmak için yutkunulabilir. İnfantların yutkunması sağlamak için özellikle inişlerde emmeleri için bir emzik verilebilir. Daha büyük çocuklar ve erişkinler Valsalva manevrasından fayda görebilirler.Bu burun deliklerinin kapatıldığında burundan nefes verilmesine çalışılması ile sağlanabilir (dalgıçlar gibi).

Barodontalji

Dental apse gibi daha önceden mevcut diş hastalıkları olan hastalarda kabin basıncı değişiklikleri diş ağrısına neden olabilir.

Azalan kabin basıncı nedeniyle oluşan intraluminal gaz ekspansiyonu, abdominal  rahatsızlığa neden olabilir.Bu nedenle hastalarımız:

  • Abdominal cerrahi sonrası 10 gün boyunca uçak yolculuğundan sakınılmalıdır.
  • Kolon içine çok miktarda gazın verildiği kolonoskopi gibi işlemleri takiben havayolu ile yolculuktan önce 24 saat kadar sakınılmalıdır.
  • Laparoskopik görüntüleme sonrası, intraabdominal kavite içinde oluşabilecek rezidüel CO2 gazı nedeniyle uçak ile yolculuktan yaklaşık 24 saat sakınılmalıdır. Ayrıca,
  • Nöroşirurijikal müdahale sonrası uçak ile ulaşımdan yaklaşık olarak 7 gün boyunca sakınılmalıdır.
  • Retina dekolmanı operasyonunda sülfür hexafluride kullanıldı ise 2, perfluoropropane kullanıldıysa 6 hafta uçak yolculuğundan sakınılmalıdır. Diğer intraoküler prosedürler ve penetran göz yaralanmaları için bu süre 1 hafta olmalıdır.
Uçakta özellikle hızlı kalkışlarda  barotravma oluşturabilecek :

  • Pnömotik splintler
  • Feeding tüpleri
  • Üriner kataterler
  • Kaflı endotrakeal tüpler ve
  • Kaflı trakeostomi tüpleri için dikkatli olunmalıdır (kaflara gaz ekspansiyonu riskine karşı hava yerine su konulabilir).

Bu cihazlar dikkatli bir şekilde takip edilmeli ve fazla ekspansiyondan şüpheleniliyorsa parsiyel  deflasyon düşünülmelidir. Feeding ve infüzyon tüplerinin ağzı mutlaka kapalı olmalıdır.

Pnömotoraks

Kistik akciğer hastalığı, daha önce pnömotoraks veya torasik cerrahi geçirmiş olmak ve kronik pnömotoraks mevcudiyeti, hava yolculuğu sırasında pnömotoraks riskini arttırmakta ve kalkışta küçük ve asemptomatik bir pnömotoraks,  plevral boşluktaki havanın genişlemesi ile önem arzedebilmektedir.

Dalış Sonrası Uçuş

Tam anlamıyla dekompresyon hastalığı riskini ortadan kaldırmamakla birlikte,  dalış sonrası 24 saatten daha uzun bir süre yüzeyde kalındıktan sonra uçak ile yolculuk yapılması önerilmektedir. Dalış sonrası araba, otobüs veya yürüyüş ile dalış yerinden daha yüksek rakımlara çıkış içinde aynı risk söz konusu olduğundan aynı öneri göz önünde bulundurulmalıdır.

Uçakta Enfeksiyon Bulaşı

Uçak yolculuğu sırasında, uçak kabinlerinde havayolu ile bulaşan patojenlerin çapraz enfeksiyon riski, kabin havasının kalitesiyle veya uçağın kalabalık olması ile değil, uçuş süresi ( 8 ve daha fazla saat uçuş artan risk oluşturmaktadır) ve patojeni taşıyan yolcuya yakınlık (iki sıra yakınında oturmak artmış risk oluşturmaktadır) ile ilişkilidir.

Çözüm: Bulaşıcı bir hastalıktan şüpheleniliyorsa, hasta yolcudan yüz maskesi kullanmasını rica edin (uçakta  ilk yardım kitinde bulunması gerekmektedir)(WHO önerisi). Hastayı izole etmeye ve yanındaki yolcuların yerini değiştirmeye çalışın ve bunu uçuş ekibi ile görüşün.

Kabin havasının nemi, artan maliyet, olası ekipman ağırlığı  ve yapısal korozyonun önlenmesi adına minimalizedir. İdeal hava neminden uzak olmak dehidratasyona (sıvı tüketilmelidir) ve kuru inflame üst solunum yolu mukozası oluşturarak öksürüğe neden olabilir ve reaktif havayolu hastalığını arttırabilir.

Yumuşak kontakt lens takan yolcularda kuru göz oluşabilir (yapay göz damlası kullanılabilir).

Uçakta Sağlık Durumu Bozulan Yolcu veya Kabin Ekibine Müdahale Edilmesi

  • Özel ekipmanların olmadığı izole bir çevre, zorlu bir tecrübe yaşamanıza neden olabilir. Sakin, tutarlı, profesyonel bir tavır, hasta, kabin ekibi ve diğer uçak yolcuları için  daha az stresli bir ortamın sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
  • Sağlık profesyonelleri  olası bir anonsa sadece lisansları var ise yanıt vermelidirler. Kabin personeli bunu sizden talep edecektir. Tıp doktoru olduğunuzu gösteren bir kimlik gösterememeniz durumunda karar sorumlu kaptan pilota bırakılacaktır.
  • Alkol alıyorsanız anonsa yanıt vermeyin.
  • Bir uçuş görevlisinden,acil müdahale boyunca size yardımcı olmasını talep edin. Bu sürekliliği sağlayacak ve ihtiyaç duyulan ekipmanlara erişimi ve kokpit iletişimini sağlayacaktır.
  • Uçakta bir ilk yardım bir de doktor kiti bulunacaktır. Doktor kiti sadece doktor mevcudiyetinde açılır. Uçak personeli gerekli ve uygun görülen durumlarda sadece ilk yardım kitini kullanabilir.Kabin ekibi, ilaç tedavisi uygulayamaz ve tıbbi müdahale yapamaz, sadece doktora yardımcı olur. Doktor bulunamadığı durumlarda, varsa refakatçisinden onay alınarak kabin ekibi tarafından hasta yolcuya ilk yardım uygulanır.
  • Hikaye alımı dil nedeniyle zorlu olabilir. Bir yolcu veya hastanın ailesinden biri bu konuda çevirmen olarak size yardımcı olabilir ya da kabin ekibinden yardımcı olması için birini bulmak adına anons yapmasını isteyebilirsiniz.
  • NEJM’ de yer alan bir makaleye göre uçuş sırasında meydana gelen en sık görülen tıbbi sorunlar senkop, presenkop, solunum sistemi semptomları ve bulantı kusmadır.
  • Hastanızın vital bulgularını olayın başında edinin ve kaydedin.
  • Fizik muayene, titreşim, yer darlığı ve kabin ambiyansı nedeniyle kısıtlı olabilir. Kalbin akciğerlerin ve abdomenin oskültasyonu neredeyse imkansızdır.
  • Bir yolcunun bakımı  ve değerlendirilmesi için daha iyi koşullar hastanın daha açık bir alana (ör. uçağın arka kısmına) taşınmasını gerektirebilir. Hastaya koridorda müdahale edilmesinden, uçuş ekibi hareketlerini kısıtlayacağı için sakınılmalıdır.
  • Gerek duyulması halinde diğer yolculardan ek tıbbi ekipman talep edilebilir (hipoglisemi şüpheli hastanız için diyabetli bir yolcudan glukometre alabilmek için anons istenebilir).
  • Ek yardım istemekten çekinmeyin. İv damaryolu açmak için yardım istemek adına uçaktaki diğer yolcular arasından bir hemşire ya da ATT aranabilir, anons edilebilir.
  • Bilgi sahibi olmadığınız prosedürleri uygulamayın.

Uçağın Acil İniş İçin Yönlendirilmesi Gereken Durumlar

  • Rahatlamayan göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Ciddi karın ağrısı
  • İnme
  • Persistan cevapsızlık
  • Refrakter nöbet
  • Ciddi ajitasyon

Güzel bir yaz mevsimi geçirmeniz dileğiyle…

 

 

Print Friendly, PDF & Email

Biyografi: Barış Murat Ayvacı

Barış Murat Ayvacı
Hakkari'de doğsa da Mersin'de büyümüş safkan akdenizlidir. Lise ve ortaokulu çok sevdiği ve özlediği İçel Anadolu Lisesi'nde okumuştur. Güneydoğunun yemekleriyle üniversite hayatı boyunca haşır neşir olmuş gidişatı beğenmeyince ''Yok bu böyle olmayacak'' diyerek kendini Bakırköy EAH'ye atmıştır.Uzmanlığının ilk yıllarını Okmeydanı EAH'de geçirmiştir. Şu an Yeditepe Üniversitesi'nde acil tıp uzmanı olarak görev almaktadır.

Yazarın diğer yazıları da belki ilginizi çeker

Toraks Projesi 1: Pnömotoraks

#toraksprojesi Haziran 2015 itibariyle başladı. Proje için mail ve twitter adreslerime birçok soru geldi, aşağıdaki …

Pin It on Pinterest

Haftalık gazetemize abone olun

Haftalık gazetemize abone olun

Her Cumartesi sabahı, sıcak kahvenizi alıp, hafif bir müzik koyup, e-postanızı kontrol ettiğinizde o hafta kaçırdığınız Acilci.Net makalelerini görmek istemez misiniz?

Siz siz olun yeni haftaya yeni bilgilerle başlama fırsatını kaçırmayın.

Unutmayın, hocanız da, asistanınız da bu siteyi okuyor! 

Harika! O zaman cumartesi görüşürüz.