İbrahim Sarbay

İbrahim Sarbay

Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH'ta Acil Tıp asistan hekimi. Yazmayı, çeviri yapmayı ve kodlamayı seviyor. 13 yıldır blog yazıyor ve yönetiyor. Medium Türkçe 2016 çok okunan yazarı.
  • Tıp TarihiPhoto of Acil Tıp, 2040!

    Acil Tıp, 2040!

    “Cem Yılmaz, 2001… Askerden yeni dönmüşüm” diye başlıyordu İstanbul’un 2053’ünde geçen Cem Yılmazlı Telsim reklamı. “Telsim’in o zamanlar rakipleri vaaar! Şimdiki gibi tek başlarına değiller!” diye de devam ediyordu. Vızır vızır uçan arabalarla bezeli İstanbul semalarında, neyse ki yine de bol bol güvercin yaşıyor, Cem Yılmaz’ın heykeli de bundan payına düşeni alıyordu. Eskiler “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” demiş (Özetle, insan unutur). 2053’e giden yolun yarısını bile geçmeden; ne Telsim kaldı geride, ne de o reklamı hatırlayan var. Cem Yılmaz, Telsim ile “duygusal” bağını böyle özetliyordu reklamında… Gelecekle ilgili konuşmanın zor tarafı da bu. Kendi ruh halinin ve içinde bulunduğun…

    Devamını Oku »
  • Tıp TarihiPhoto of Bilimdir, değişir!

    Bilimdir, değişir!

    “Beyler, size şunu söylemek isterim ki; öğrendiğiniz şeylerin yarısı yanlış ve o yarının hangisi olduğunu bilmiyoruz.” – William Osler, Oxford tıp mezunlarına hitaben 1960’lı yıllarda orta halli bir Anadolu evinde, evin annesi üstü dantelle örtülü bugüne göre bir hayli iri sayılacak radyosundan eve yayılan programı dinlemekteydi. “Çocukların her yaş için olmaları gereken boy aralıkları vardır”, diyordu konuşmacı -elbette- didaktik bir ses tonuyla. “Bu boy aralıkları şöyledir…” Bir yandan radyoyu pür dikkat dinlerken, bir yandan da bir odadan diğerine koşturup oyunlar oynayan henüz 5 yaşındaki büyük oğluna takıldı gözleri. Acaba çocuğunun boyu sağlıklı aralıkta mıydı? “5 yaşındaki bir çocuğun boyu en…

    Devamını Oku »
  • Tıp TarihiPhoto of Nazilerin Mahkum Kadavraları ve Pernkopf Atlası

    Nazilerin Mahkum Kadavraları ve Pernkopf Atlası

    Fakülteye yeni başladığımız günlerde, hangi anatomi atlası alınacağı konusunda kararsız kalmıştık. İşin aslı fazla bir seçeneğimiz de yoktu: Bir köşede Sobotta, diğer köşede Netter, çiçeği burnunda fakülte öğrencilerini anatominin girift dünyasına çağırıyordu. Sonunda kimimiz Sobotta’yı, kimimiz Netter’i seçtik; eğitim hayatımızın kalan yıllarında da hiç birimiz “Keşke diğerini alsaydık” diyerek hayıflanmadık. O günlerde tıpçı muhabbetlerinde sık rastlanan “geyik” konulardan biri, Anatomi atlaslarının öldürülen Yahudiler incelenerek hazırlanmış olduğuydu. Hikaye bu ya, Hitler binlerce Yahudi’yi öldürdükten sonra, bunları incelenmesi için bilim insanlarına teslim etmiş, onlar da detaylı otopsiler yaparak günümüzdeki atlasları hazırlamışlardı. Hatta kadavra laboratuvarında incelenen bir yapı, atlastaki yerinden farklı yerleşimli ise,…

    Devamını Oku »
  • Tıp TarihiPhoto of Basının Gözüyle Türkiye’de Tıbbın Yakın Tarihi

    Basının Gözüyle Türkiye’de Tıbbın Yakın Tarihi

    Ölü Diriltme Aletleri, Devamlı Bakım Servisleri, Saadet Hapları, Kompüterler, Elektrikli iğneler, T.B.T.A.K… “Ne oluyoruz?” dediğinizi duyar gibiyiz. “Bunlar da nereden çıktı?” Geçtiğimiz aylarda PubMed arşivlerini taramış ve 1840’tan 1920’ye kadar geçen 80 yıllık dönemde acilden bahseden haber ve yayınları toplamıştık. Bu yazımızda ise, basının gözüyle Türkiye’de tıbbın yakın tarihine kısa bir yolculuğa çıkıyor, bazı tıbbi kavramların hayatımıza ilk defa girdiği günlere dönüyoruz. Bunun için, yayına başladığı 1967 yılı sonundan 1990’lara kadar geçen süre boyunca, tıptaki gelişmeleri, o zamanki adı T.B.T.A.K. olan TÜBİTAK’ın çıkardığı Bilim ve Teknik Dergisi’nin sayfalarından taradık (240‘tan fazla dergi sayısı ve 7000‘den fazla sayfa). 1950’lere ulaşmak içinse…

    Devamını Oku »
  • Acil Tıp Eğitimi ve AkademiPhoto of Sci-Hub: Kahraman mı? Hırsız mı?

    Sci-Hub: Kahraman mı? Hırsız mı?

    BİLİM PEŞİNDE… Serin bir mayıs akşamında; iki acil tıp hekimi, yalnızca dizüstü bilgisayarın aydınlatmaya çabaladığı loş bir odada “bilim yapmak” için başbaşa vermiş oturuyorlar. Bir hayli zaman dizüstü (laptop) olarak adlandırılan, sonrasında birkaç fırsatçı tüketicinin açtığı davalardan ağzı yanan firmaların bir daha asla diz üstüne konulamasın diye adını bile değiştirip “taşınabilir bilgisayar” yaptıkları cayır cayır yanan gürültülü alet, bilim yapan kahramanlarımızdan birinin kucağında. Tarayıcısında onlarca sekme açılmış olsa da, NCBI’ın sarmal şekilli logosu, her sekmeden kendini ele veriyor. Bir bağlantıya daha tıklıyorlar ve sekmeler kervanına bir yenisi daha ekleniyor. İstatistik bilimi bize yeni açılan pencerenin de PubMed’den olacağını fısıldıyor. Yüklenen…

    Devamını Oku »
  • Afet TıbbıPhoto of Bir Zamanlar Acil Tıp

    Bir Zamanlar Acil Tıp

    Acil Tıp… Dr. Judith Tintinalli’nin CORD Academic Assembly 2019’de söylediği gibi  “Her bozukluğa, her yaş grubunda, her gün ve saatte, ücretini ödeyebilsin veya ödeyemesin” bakan anabilim dalı. Hepimiz acil tıbbı seviyoruz. Ancak mazisi hepsi hepsi 1960’lara kadar giden bu “çiçeği burnunda” uzmanlık dalı ile ilgili çok da bilgi sahibi olduğumuz söylenemez sanırım. Bu konuda  Acilci.net’in “Acil Tıp Nedir?” başlıklı sayfası, güzel bir başlangıç olabilir. Yine Wikipedia’nın Emergency Medicine başlığı da, konuyla ilgili genel bilgi edinmek isteyenler için yararlı bilgiler içermekte. EM Residents’ Association (EMRA)’ın 1 saatlik 24|7|365: The Evolution of Emergency Medicine adlı belgeseli ise Acil Tıbbın kurulma aşamasında yaşanan…

    Devamını Oku »
  • Acil Servis YoğunluğuPhoto of Acil Servis Yoğunluğu Öngörülebilir mi?

    Acil Servis Yoğunluğu Öngörülebilir mi?

    Öngörmek üzerine… öngörmek Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak Tarih boyunca insanoğlunun en büyük hayallerinden biri, geleceği görebilmek olmuştur kuşkusuz. Edebiyat dünyasında bu kavrama bir şekilde dokunan yüz binlerce ürün yayınlanmıştır desek abartmış olmayız. Herhalde böyle bir “güç”, bütün denklemleri yerinden oynatır, tarihin çok daha farklı bir seyir izlemesine yol açabilirdi. Dünya şartlarında, gelecekte olacakları “görebilmek” mümkün değil. Ancak “öngörmek” ve buna göre pozisyon almak mümkün, hatta çeşitli alanlarda her gün uygulanıyor. Otobüsün kaç dakika sonra geleceğini, gelecek hafta havanın nasıl olacağını, gelecek çeyrekte döviz kurunun nasıl değişeceğini, gelecek…

    Devamını Oku »
  • Acil Tıp ve Kritik BakımPhoto of Hastalarımızı Nasıl “Güvenlik Ağı”na Alırız?

    Hastalarımızı Nasıl “Güvenlik Ağı”na Alırız?

    Acil Tıp, ülkemizin açık ara en çok hasta muayene edilen branşı…Bu yüzden bir “Güvenlik Ağı“na ihtiyaç duyuyor olabiliriz. Yıllık 80 milyonluk muayene sayısıyla, toplamın %26’sına ulaşıyor, ikinci gelen Dahiliyeyi nereden baksanız 3’e katlıyor. MI’ı bizde, ABY’si bizde, İleus’u bizde, SVO’su bizde… Travmadan toksikolojiye, Ultrasondan BT’ye, REBOA’dan ECMO‘ya ulaşan ve gittikçe büyüyen bir branş. Belki de en özet tanımı ile, Dan Sandberg’ün söylediği gibi, “Acil Tıp, bütün tıpta uzmanlık dallarının en ilgi çekici 15’er dakikası…”. Bu eşsiz konum, beraberinde çeşitli, her biri yine eşsiz olan sorunları da beraberinde getiriyor kuşkusuz (ve bu sorunlar da ne yazık ki “Acil Tıp Klinikleri”ne “Acil…

    Devamını Oku »
  • Acil Tıp Eğitimi ve AkademiPhoto of Acil Tıp: Zorlu Ortamda Öğretmek ve Öğrenmek

    Acil Tıp: Zorlu Ortamda Öğretmek ve Öğrenmek

    Acil Servislerde hayat 7 gün – 24 saat, bütün yıl sürüyor. Acil Tıp için bunun kar tatili, resmi tatili, mesai sonrası, mesai öncesi yok. Tıbbın bir çok dalı gibi, “Haftada bir sabah klinik hizmet vermiyoruz, 09:00-12:00 dersimiz var” demeniz de mümkün değil, bütün klinik çalışanları olarak toplanıp bir hasta başında 1,5 saat mütalaa yapmanız da. Üstelik bu sadece ülkemize has bir durum da değil. Acil Tıp tüm dünyada üç aşağı beş yukarı böyle. Dur durak bilmeyen bir döngü… Belki de Sayın Prof. Dr. Arif Alper Çevik hocamızın söylediği gibi; “Acil Tıp, kendi başarısının kurbanı”… I think this is true in everywhere. Managing…

    Devamını Oku »
  • Akademik Yayıncılık ve DergilerPhoto of Şu “Uluslararası” Dergi Dedikleri…

    Şu “Uluslararası” Dergi Dedikleri…

    “Uluslararası” Dergi Dedikleri Dergiler ne içindir sahi? Gerçekte ne yaparlar? Bir görüşe göre, birer markadırlar, belli bir kalite güvencesini veya ilgi alanını temsil eden tanınmış aracılardır. Bu bakış açısına göre doğal ve kesin bir hiyerarşi vardır. “Daha önemli” olan derginin “kalite”si daha yüksektir ve diğerlerinden daha iyidir. Alternatif bir bakış açısı ise, dergilerin birer komünite, hatta bir makalede incelediğimiz gibi “kulüpler” olduklarıdır. Burada soru başkadır; belli bir derginin, belli bir komünite için ne kadar yararlı olduğuna bakılır. Hangi derginin “en iyi” olduğunu gösterecek kesin bir ölçek yoktur; sadece bir derginin kendi komünitesine ne kadar hizmet ettiği bağlamsal sorusunun cevabı verilebilir. Bu yollardan…

    Devamını Oku »

Pin It on Pinterest

Kapalı