Adli TıpTravma

İstanbul Protokolü Nedir?

İstanbul Protokolü Uygulamaları

Acil servis hekimlerinin acil olguların tedavisinin yapılmasının yanı sıra, adli olguların muayenesi, travmatik lezyonların tanımlanması ve adli rapor düzenlenmesi gibi önemli görevleri de bulunmaktadır. İstanbul Protokolü ise uluslararası hukuk tarafından istisnasız olarak yasaklanmasına rağmen, işkence ve kötü muamele iddiaları gibi adli olgularda kullanılmaktadır. Bu yazıda, işkence ve kötü muameleye karşı etkin mücadele amacıyla oluşturulan ve 1999 yılı sonunda Birleşmiş Milletler’e sunulan İşkence ve Diğer Zalimane İnsanlık Dışı Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için EI Kılavuzu’nun, yani yaygın kullanılan adıyla “İstanbul Protokolü” nün oluşum sürecini ve işkenceyi belgelendirme aşamasında hekimlerin yükümlüğünü anlatmak hedeflenmiştir.

İstanbul Protokolü, 15 farklı ülkeden 40 örgütü temsil eden 75’ten fazla sağlık, hukuk ve insan hakları uzmanının üç yıllık araştırma ve analizlerinin ürünü olarak hazırlanmıştır. İstanbul’da 1999 yılında yazılmış olan bu rehber, 2000 yılında Birleşmiş Milletler Belgesi olarak kabul edilmiştir.  İşkencenin tanımını yapan ve belgelenmesi için BM tarafından onaylanan ilk uluslararası kılavuzdur.

İşkenceye Karşı Sözleşme’de tanımlandığı üzere, “İşkence, bir kimseye karşı, kendisinden itiraf almak veya üçüncü kişi hakkında bilgi edinmek, kendisinin veya üçüncü kişinin yaptığı veya yaptığından kuşkulanılan bir eylem nedeniyle cezalandırmak veya kendisini veya üçüncü kişiyi korkutmak veya zorlamak amacıyla veya ayrımcılığa dayanan herhangi bir sebeple, bir kamu görevlisi veya resmî sıfatla hareket eden bir başka kişi tarafından veya bu görevlinin veya kişinin teşviki veya rızası veya muvafakatiyle işlenen ve işlendiği kimseye fiziksel veya ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren herhangi bir edimdir.”

İşkencenin önlenmesinde hekimin en önemli görevi işkencenin belgelenmesidir. Hekim bu sorumluluğunu, muayene ile elde edilen fiziksel ve ruhsal tıbbi bulguların kötü muamele iddiasıyla uyumlu olup olmadığını saptayarak ve adli mercilere iletmek üzere raporlayarak gerçekleştirir.

İstanbul Protokolü ne zaman kullanılır?

  • Tüm gözaltı giriş, çıkış, yer değiştirme amacıyla yapılan sağlık kontrolü muayenelerinde
  • Tutuklu/hükümlü muayenelerinde
  • Bireysel başvurularda ve özgürlüğünden alıkonulan diğer tüm kişilerin değerlendirilmesinde
  • İnsan hakları ihlallerinin araştırılması, soruşturulması, belgelenmesinde

İstanbul Protokolü uygulanırken hekimlerin dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir?

Muayene sırasında

  • Adli muayene, savcının veya diğer görevlilerin yazılı resmi başvurularına yanıt olarak yapılmalıdır.
  • Hekimler etik standartlara uygun davranmalı ve her muayeneden önce kişiye bilgi vererek, onun onamını almalıdır.
  • Doktorun sır saklama yükümlülüğü muayene edilen kişiye anlatılmalıdır.
  • Uygun fiziksel koşullar, mahremiyet ve gizlilik sağlanmalıdır.
  • Muayene, kelepçe ve benzeri hiçbir kısıtlama aracının olmadığı koşullarda yapılmalıdır.
  • Muayene sırasında güvenlik görevlileri ve diğer hükümet görevlileri bulunmamalıdır.
  • Sadece fiziksel değil psikolojik bir değerlendirme de yapılmalıdır.
  • İşkence ve istismarın diğer biçimlerine maruz kalmış kişinin güvenini kazanabilmek için etkili iletişim şarttır.
  • Kişi muayenenin tamamını veya bir kısmını redderse, doktor bu durumu ve sebebini yazılı olarak belgelendirmeli, kişi veya avukatı ve doktor tarafından imzalanmalıdır.

Hekim, şüpheli veya sanığın sağlık personeline karşı güvenlik riski oluşturduğunu düşünüyorsa, hekimin talebi üzerine, muayene esnasında polis ya da diğer kolluk kuvvetleri yerine sağlık kurumunun güvenlik personeli hazır bulunmalıdır. Bu durumda dahi güvenlik personeli hastaya göre işitme mesafesinin dışında (örneğin yalnızca görüş mesafesinin içinde) kalmalıdır.

Rapor oluşturulurken

  • Adli muayeneyi belgelemek için standart tıbbi rapor formları kullanılmalıdır. Tüm yaraların anatomik lokalizasyonları, ölçüleri ve nitelikleri belirtilmelidir.
  • Rapora konu olan kişinin adı; muayenenin tam saati ve tarihi, yeri; muayenenin yapıldığı kurumun adı; kişinin muayene edildiği sıradaki durumu belirtilmelidir.
  • Kişinin varsa önceki tıbbi geçmişi, kullandığı ilaçları, ilaçlara erişimi, yapıldığı iddia edilen işkence ya da kötü muamele yöntemleri, zamanı dosyada yer almalıdır.
  • Muayene sonucunda istenen tetkik ve konsültasyon sonuçları da rapora eklenmelidir.
  • Rapor gizli tutulmalı ve kişiye ya da kişinin temsilcisine iletilmelidir.

Gözaltı giriş/çıkış muayeneleri için; hazırlanan gözaltı giriş raporunun bir örneği muayeneye getirilen kişiye, biri savcılığa iletilmek üzere kolluğa verilir, bir örnek de hekimin kurumunda arşivlenir. Hastada herhangi bir travma bulgusu varlığı halinde rapor, hiçbir koşulda kolluğa verilmez. Gözaltı çıkış raporunun iki örneği de sağlık kuruluşu tarafından doğrudan savcılığa iletilmelidir.

İstanbul Protokolüne Aykırı Davranıldığında Cezai Sorumluluk Ne Olur?

Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 4 gereği “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” Hekimler de mesleklerini icra ederken ihmal ya da gecikme nedeniyle kişinin mağduriyetine sebep olmuşsa, haklarında görevi kötüye kullanma, suçu bildirmeme ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ile ilgili TCK hükümleri uygulanabilir.

İşkence ve kötü muamele iddialarının tarafsız soruşturulması ve belgelendirilmesi için düzenlenen bu kılavuz ile ilgili uygulamalarda karşılaşılan soru ve sorunlarda, sağlık çalışanları ulusal ya da uluslararası meslek kuruluşlarıyla iletişime geçebilir. Bedensel ve ruhsal bütünlüğün bir parçası olan insanlık onurunun zedelenmediği bir dünya dileğiyle…

Kaynak
  • İSTANBUL PROTOKOLÜ İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için Kılavuz TTB 19 Şubat 2009
Etiketler
Daha Fazla Göster

2 Yorum

  1. Önemli bir konu elinize sağlık. Umarım bu konu acil tıp eğitim sisteminde hakettiği yeri alır.

Siz de bu yazıya yorum yapabilirsiniz

Kapalı
Kapalı